Ramazan ayında yapmamız gereken ibadetler

'Duyurular' forumunda Hayaldunya tarafından 12 Haziran 2013 tarihinde açılan konu

  1. Hayaldunya

    Hayaldunya Mahmut

    Bilindiği üzere mübarek ramazan ayı yaklaşıyor, inşallah oruçlu dopdolu bir ramazan geçireçeğiz. Bizi ramazan ayına ulaştıran Allaha Hamdolsun!

    “Ramazan ayı öyle (bir aydır) ki, insanlara doğru yolu gösterici ve hidayet ile Furkan’ın (hak ile batılı birbirinden ayıran hükümlerin) apaçık delilleri olarak Kur’an onda indirildi. Sizden kim o aya erişirse, onda oruç tutsun! Her kim de hasta olur veya yolculukta bulunursa (tutmadığı günler) sayısınca başka günlerde (oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık ister, sizin için zorluk istemez. (Bütün bunlar) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayete erdirmesine karşılık, Allah’ı tekbir/tazim etmeniz içindir. Umulur ki şükredersiniz!”
    (Bakara suresi: 2/185)

    Bu ayın rahmet ve bereketinden istifade etme fırsat ve imkânını bizlere bahşettiği için, Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. İnşallah işleyeceğimiz salih amellerle de, O yüce Zat’a olan şükrümüzü eda etme gayreti içinde olacağız. Ömür sermayemizin her saniyesinin sayılı olduğu ve sayılı şeylerin de çabuk nihayete erdiği gerçeğiyle meseleye bakıp her anımızı Rabbimizin bizlere lütfettiği bir ganimet bilip, en üst derecede değerlendirmeye çalışacağız. Allah (c. c)’ın yaratmış olduğu zamanın, derece ve kıymet bakımından birbirinden farklı olduğu kesindir. Kimi zamanın Allah (c. c) katındaki değer ve makbuliyeti daha fazladır. Kuşkusuz Ramazan ayı da, Rabbimizin bizlere bahşettiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu ayın bereketinin büyüklüğünün sebebi de, yukarda zikrettiğimiz ayette geçtiği gibi, bütün insanlığa bir Hidayet ve Furkan olarak gönderilen Kur’an’ı Kerimin bu ayda indirilmiş olmasıdır.

    Ramazan ayının kıymeti ve değeri konusunda kuşkusuz vaazlar verilecek ve âlimlerimiz gerekli açıklamalarda bulunacaklardır. Bize düşen bu bereket dolu ayın nasıl değerlendirileceği konusudur. Ramazan ayına girmeden önce, bu ay için öyle bir hazırlıklı olmalıyız ki, Allah (c. c)’ın izniyle bu ayın sonunda, vâfi derecede istifade ettiğimizin itminanı içinde olmalıyız. Keşke falanca günü veya falanca günün şu saat veya saatlerini daha verimli bir şekilde değerlendirseydik gibi, bir pişmanlık halini yaşamamalıyız.

    Bu ayın ihyası konusunda dikkat edeceğimiz hususlar ve yapmamız gereken amellerden bazıları:

    –Bu ayda, şeytanların bağlandığı, cehennem kapılarının kapandığı, cennet kapılarının da açıldığı müjdesi verilmektedir. Helal ve haram sınırını o kadar ihtimamla muhafaza etmeliyiz ki, bu ilahi vaat bizler için tahakkuk etmiş olsun. Bu ay boyunca şeytan, bizlere, ailelerimize, cemaatimizin birey ve ailelerine ve mümkün mertebe içinde yaşamış olduğumuz toplumun bütününden uzaklaştırılıp kovulmuş olsun, onlara yanaşıp ifsat etmeye mecali olmasın.

    –Bu ay Kur’an ayı olduğu için, Kur’an tilavetine, eğitimine, yaşanılmasına ve yaşatılmasına daha bir ihtimam göstermeliyiz. Bütün imkânlarımızı bu istikamette, seferber etmeliyiz.

    –Günlük bir cüz Kur’an tilaveti, zaten günlük olarak uygulayageldiğimiz virdimizdir. Bu ayda daha çok Kur’an okumaya çalışmamız, camilerde okunan toplu Kur’an kıraatine iştirak etmemiz gerekir. Ailemizle beraber de mümkün mertebe Kur’an tilavetini icra etmeye çalışmalıyız.

    –Kur’an kıraatimizin doğruluğu konusunda mutlaka iyi bilen insanlarımıza dinletmek suretiyle kendimizi test etmeliyiz. Bu konuda eksiklerimiz olabilir, mutlaka bu eksiklerimizi giderme konusunda ciddi hassasiyet göstermeliyiz. Eksiklerimizin olması doğal karşılanabilir, ancak bunları gidermek için ciddi bir çaba içinde olamayışımızın bir mazereti olamaz.

    –Kur’an’la ilgili diğer önemli bir sorumluluğuz ise, onu okurken, okuduklarımızı anlamamızdır. Her bacı ve kardeşimizin bu konuda kendini ciddi bir muhasebede geçirmesi gerekir. Eğer gerçekten Kur’an’ı anlamıyorsa, anlaması için mevcut imkânlar içinde öğrenme gayreti içine girmelidir. Bir Müslümanın Kur’an’ı anlamaması ve onu anlama konusunda yabancılık çekmesi gerçekten çok hazin verici bir durumdur. Bu durumda olan Müslümanların, en başta, bu hallerinin iyi bir hal olmadığı gerçeğini kabul etmeleri, ondan sonra da, kendilerine ömür boyu yapacakları bir programla, imkân ve şartlar el verdikçe Kur’an’ı anlamaya dönük bir çaba içinde olmalıdırlar. Bu konuda kadın erkek, yaşlı genç istisnasız bir seferberlik hali yaşamalıdırlar. Hiçbir Müslüman bu konuda muaf tutulamaz. Her Müslüman, istidadı ve kabiliyeti nispetinde Kur’an’ı öğrenme çabası içinde olmalıdır ki; “Peygamber dedi ki: Ey Rabbim! Gerçekten kavmim bu Kur’an’ı terk edip bıraktılar” (Furkan suresi: 25/30) dediği zümreden olmayalım. Kur’an’a sırt çeviren kimseye Kur’an, gazaba gelir. Kur’an’ın gazap ettiği kimseye de hiç kimsenin sahip çıkamayacağı gerçeği, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır.

    –Eğer düzenli Tefsir okuma programımız varsa, olduğu gibi sürdürmeliyiz. Eğer düzenli Tefsir okuma programımız yoksa bu Kur’an ayını bu daimi programımız için milat yapıp, bundan sonra, imkânlarımız ve şartlarımız el verdikçe, düzenli Tefsir okumayı kendimize adet haline getirmeliyiz. Özellikle her kardeşimizin şunu kendisine sorması gerekir: “En son ne zaman ve hangi Tefsir kitabını okudum?” Bu soruyu özellikle sorumluluk düzeyinde olan kardeşlerimizin, daha bir evleviyetle kendilerine sormaları lazımdır. Özellikle sorumlu olan kardeşlerimizin, mutlaka –az da olsa–günlük Tefsir okumak için, kendilerine zaman ayırmalıdırlar.

    Hadis konusu da kuşkusuz ihmal edilecek bir konu değildir. Bu konuda da her kardeşimizin, özellikle de sorumlu olan kardeşlerimizin kendilerini hesaba çekmeleri gerekir. Kütübü Tisa’dan hangisini düzenli okuyor, üzerinde tefekkür ediyor, ahkâmla ilgili olanları ezberlemeye çalışıyor ve özellikle mefhumunu anlamaya çalışıyorlar? Hadis konusunda da yoğun bir çalışma içinde olmamız gerekir. Bu mübarek ayı, aynı şekilde Hadis çalışmamız için de bir milat yapıp, imkânlarımız ve şartlarımız dâhilinde günlük ve düzenli bir program takip etmeliyiz. Riyazüssalihin kitabı, bu işe yeni başlayacak olanlar için, takip edilecek uygun bir kitaptır. Daha ileri seviyede olanların ise, diğer hadis kitaplarını takip etmeleri gerekir.

    –İlmihal konusu sıklıkla müracaat edilmesi gereken kaynaklarımızdır. Mümkünse topluca ilmihal kitabı takip edilse çok daha faydalıdır. Kuşkusuz ilmihal kitaplarıyla da yetinmemek ve Fıkıh kitaplarına yönelmek gerekiyor.

    –Siyer olarak da herhangi bir siyer kitabı takip edilebilir. Ancak Münir Gadban’ın: Nebevi Hareket Metodu adlı siyer kitabı çokça istifade edilecek bir kitaptır.

    –Resulullah (s. a. v)’in, özellikle Ramazan ayında, yağmuru müjdeleyen rüzgâr gibi cömert olduğu bildirilmektedir. Kuşkusuz her zaman, infak ve tasadduk konusunda cömert olmak gerekir. Ancak bu ayda cömertliğimizi daha bir katlamamız gerekir. Başta kendimiz olmak üzere, insanlarımızın cemaate zekât vermeleri ve infakta bulunmaları için, teşvik edici olmamız gerekir. Ziyaretler olsun, etkili olabilecek olan insanları devreye sokmakla olsun, akrabaları değerlendirmekle olsun, bütün mevcut dinamiklerimizi ve imkânlarımızı seferber etmemiz gerekir. Maddi olarak büyük sıkıntılar yaşadığımız hepimizin malumudur. Bu ayda, Müslümanların, infak ve tasadduk cihetiyle duygularının daha bir kabarık olduğu muhakkaktır. O duyguları daha bir harekete geçirip, cemaate yöneltmemiz gerekiyor.

    –İyi ve verimli bir program dâhilinde çok sayıda insana gitmeyi planlayıp, hedefimize koymamız ve bu hedefi yakalamak için bütün varlığımızı seferber etmemiz lazımdır. Bu ay içerisinde gerçekleştireceğimiz faaliyetlerimizin, Allah (c. c) katında ne kadar bereketlenip büyüceğini, ancak O Latif olan Rabbimiz takdir eder. Bu bereketten azami istifade etmeliyiz.

    –İmkânlarımız dâhilinde, daha çok insanı soframızın etrafında ağırlamaya çalışmamız gerekir. Soframızın çok masraflı olması gerekmez, hatta mütevazi olmasına daha çok dikkat etmemiz gerekir.

    –Akrabalarımız başta olmak üzere, tanıdıklarımız, komşularımız, bir vesileyle ulaşabileceklerimiz ve diğer çevremizdeki insanlara gidip, bir diyalog yolunu açmaya çalışmamız gerekir. Fakir İnsanların kapılarını çalıp, imkânlarımız ölçüsünde sorunlarına ortak olmaya, bu tür mağdur insanlarımıza destek atmaya çalışmamız gerekir.

    –Şehit, tutuklu ve muhacir aileleri, yetimler olmak üzere insanlarımıza kucak açmamız, gönüllerini ferahlatmaya çalışmamız gerekir. En Azizlerimizin çocukları, bizim öncelikle şefkat kanatlarımız altına almamız gerekenlerdir. Onların muhafazası konusunda, arkasına sığınacak hiçbir mazeretimiz yoktur.

    –Bu ay, rahmet kapılarının bütünüyle açıldığı bir rahmet ve bereket ayıdır. Büyük sevaplar devşirmek zorundayız. Onun için, ibadet ve itaatlerimiz konusundaki hassasiyetlerimiz, en doruklara çıkmalıdır. Geceleri az uyup, teheccüt namazlarımızın rekâtlarını daha bir artırma, kıyamlarımızdaki kıraatimizi daha bir uzatmak, rükû, sücutlarımızdaki tesbihatımızın sayısını daha bir artırmamız gerekir. Ellerimizi semaya doğru açarken, dualarımız için oluşturduğumuz listeyi daha bir uzatmalı, özellikle, şehit aileleri başta olmak üzere, zindanlarda olan kardeşlerimiz, aileleri ve çocukları, muhacir kardeşlerimiz, aile ve çocukları, aynı dava yolunda omuz omuza verdiğimiz bütün kardeş, aile ve çocukları ve dünya Müslümanları için dua edip Rabbimize yalvarmalıyız.

    –Beş vakit namazı camide cemaatle kılmak için azami gayret içinde olmalıyız. Resulullah (s. a. v)’in: “…… Cemaate gelmeyenlerin evlerini başlarına yakmayı içimden geçiriyorum.” Sözünü, sürekli olarak zihnimizde taptaze tutup, bir vakit olsun, namazımızı cemaatsiz geçirmemeye çalışmalıyız.

    –Teravih namazlarını aynı şekilde ailelerimizle birlikte camide cemaatle kılmalıyız. Bu ayda, camiye gelecek yeni simalar görülecektir. Bu insanlarla daha bir yakınlık kurup ziyaret etmemiz için vesileler aramaya çalışmalıyız. Rabbe şükür bu ay, gerçekten Müslümanlar için hasat zamanıdır, ahiretimize daha çok azık göndermeye çalışmalıyız. Ahiret hayatının ebediliği asla unutulmamalıdır. Bu ebedi hayatımız için, azığa çok ihtiyaç olacağı muhakkaktır. Orada azıksız kalmamak için bu kısacık ömrümüzü, hayır ve hasenatla değerlendirmemiz lazımdır.

    –Toplumumuz her ne kadar çok fesada uğramışsa da, insanlarımız, bu tür İslami şiar ve kutsallara karşı saygılarını bütünüyle yitirmemişlerdir. En azılı olanlar bile, bu ayın hürmetine içki içmediklerini beyan etmişlerdir. Bu ayda insanlarımızın manevi duyguları daha çok harekete geçirilmeye müsaittir. İnsanlar arasında hiçbir ayırım yapmaksızın diyaloglar kurmaya çalışmalıyız.

    HACI İNAN