Ayetlerle dinler arası diyalog aldatmacasına son...

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hayaldunya

Mahmut
Forum Admini
#1
Risale-i Nurun muhterem müellifi Said Nursi Hazretlerinin asıl muhteviyatını mezkûr mektubumuzda açıkladığımız papalıkla vaki yazışma ki; “Hazret-i Muhammed’in Peygamberliğini kabul edeceksin, benim peygamberim diyeceksin ve bu inancını ilan edeceksin ve ekte gönderdiğim Zülfikâr mecmuasını dikkatlice okuyup imanını kuvvetlendireceksin” mahiyetindeki mektubuna diyalog çağrısı yapmıştır şeklinde yanlış bir mana verilerek ve ona göre de yayınlanarak müsbet çalışmanızın bağrına bir hançer gibi saplanmakla beraber, Biz Nur Talebelerinin kalbine saplanmış zehirli bir ok gibi durmaktadır.

Malum ifadenin ki; “Ayrıca belirtmek gerekir ki bizzat Risale-i Nur müellifi, misyonerlerle Nurcular arasında işbirliğinin gereğine işaret etmiş, bu çerçevede Papalık ile mektuplaşmıştır.” diye yazılan kısmın acilen yazınızdan çıkarılarak, böylece hem müsbet çalışmanızın üzerine konmuş kara bulutu kaldırmış olacak ve hem de bizlerin kalblerini rahatlatıp ve kazanmış olacak ve manevi bir mes’uliyetten kurtulmuş olacaksınız. Hem de bazı ayet ve hadisleri, Mutasavvıf’ların ve Risale-i Nur’un bazı cümlelerini cımbızla çeker gibi alarak su-i istimal ediyorlar, kendi hoşgörü anlayışlarına delil olarak gösteriyorlar. Bizim vazifemiz, onların elindeki bu dört silahı o yanlış anlayışlardan kurtarıp, selamete çıkarmak ve bu yanlış anlaşılmalara meydan vermemektir. O efkar-ı fasidenin kaynağı, onların yanlış anlayışları olduğunu isbat etmektir. Bu güruh, Bektaşi misali, işlerine gelenleri alıp, işlerine gelmeyenleri bırakıyorlar. Böylece müslümanların yanlış ve sapık yollara düşmesine sebep oluyorlar.

Nitekim Bektaşi’ye sormuşlar:
-Niçin namaz kılmıyorsun? Cevaben demiş ki;
-Allah, Kur’an’da demiyor mu?DN' *NBR1N(OH' 'D5QNDH)N
“Namaza yaklaşmayın!”
-Peki ayetin devamını yani, “Sarhoş olduğunuz halde “ 1 kısmını oku demişler. Bu defa da
- “Ben, hafız değilim.” Diye cevap vermiş.

İşte bu anlayışı taşıyanlara karşı, delille karşılarına çıkıp Kur’an, Hadis, Tasavvuf ve Risale-i Nur’u kurtarmak suretiyle onları delilsiz bırakmak vazifemizdir. Üstad Bediüzzaman (R.A.) Hazretleri, Haşa! “Misyonerlerle din ve inanç noktasında hoşgörü yapın, iyi geçinin.” Dememiştir. Ancak, Sultan Vahdettin zamanında bir resmi toplantı olmuş. Üstad Bediüzzaman Hazretleri de o toplantıda bulunmuş. Bediüzzaman Hazretleri, bütün devlet ricali ve askeri erkan yanında Papa’ya demiş ki; “Sen, Hıristiyan aleminin dini lideri olduğun için mes’ulsun! Bu mes’uliyetten kurtulmak için, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini kabul edeceksin, benim peygamberimdir diyeceksin ve bu inancını da ilan edeceksin.” Papa; Üstad Hazretlerinin bu tebliğini kabul etmiş ve ilan edeceğine söz vermiştir. Haşa! Üstad Hazretleri, Papanın yanına giderek onunla diyaloğa girmemiştir. Bu resmi toplantıda yapılan görüşme arşivlerde mevcuttur, bulabilirsiniz. Bulamadığınız takdirde, bulup size gönderebiliriz. Bunun dışındaki isnatlar ise; asılsızdır, Üstadımıza iftiradır.


Üstad Hazretleri tebliğ makamında Papa’yı, Hazreti Peygamberin risaletini ve Kur’anı kabule ve bunların hak olduğunu ilan etmeye davet etmiştir. Zira vazifesi tebliğdir. Farz-ı kifaye olan cihad-ı dini ise, devletin görevi olduğundan Üstad Hazretleri, bu işe karışmamıştır. Bu mes’eleyi başka yerde izah etmiştir. Haşa sümme haşa! Üstad Hazretlerinin, din ve inanç noktasında, hoşgörüyle alakalı bir tek cümlesi mevcut değildir.

Evet Kur’an-ı Azimüşşan tebliğ makamında nasıl hareket etmemiz gerektiğini şu ayetiyle bizlere bildiriyor:



“Ehli kitapla en güzel yolla mücadele edin. Ancak içlerinden zulmedenleri yani ahdlerini kırıp cizye vermekten imtina edenleri ve harbe teşebbüs edenleri müstesna. Onlara yani cizye vermeyen ve sizinle harbe girişenlere silahla mukabele edin. Ve o ehli kitaba deyin ki, bize ve size inzal olunan kitaplara iman ettik ve bizim ilahımız ve sizin ilahınız bir Allah’u Teâladır. Ve biz Allah’ın dini olan İslamı tasdik edip itaat ettik.” 1

Bu ayet-i kerime, tebliğ ve irşad noktasında, ehl-i kitapla medar-ı münakaşa olan meselelere girmeden, yumuşak bir lisanla anlatmak, mücadele etmeden hakkı tebliğ etmek gerektiğini ifade ediyor.

Hem onların batıl fikirlerini dinlemek ve o batıl fikirleri anlatmalarına müsaade etmek şer’an, caiz değildir. Bu konuyu Kur’an-ı Azimüşşan iki ayetiyle ifade etmektedir. Şöyle ki:

“Ayetlerimiz hakkında istihza ile konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan i’raz eyle. Eğer şeytan sana bunu unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.” 2




“Allah (C.C), Kitap’ta size şöyle inzal buyurmuştur ki: Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze (konuya) dalıncaya kadar kafirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kafirleri Cehennemde biraraya getirecektir.” 3

Daha evvelde bildirdiğimiz gibi dinler arası diyalog ve benzeri yanlışlıklara mukabil çalışmalarınıza elden gelen katkılarda bulunacağımızı saygı ile bildiririz.


Abdullah ADEMOĞLU'dan alıntıdır.


Bu bilgiler ayetler ışığında dikkatimi çekti.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...